Rashomon
İksir DergiOnuncu Sayı, Ağustos 2026
İnsanoğlu zayıftır o yüzden yalan söyler. Hatta kendine bile.
Adana’nın nemli yangınından sıcak sevgiler sunuyorum ve yağmurlu bir dram filmi ile su molası vermek istiyorum. Bu ayki filmimiz Japonya’dan. Japon kısa hikayesinin babası olarak anılan Ryunosuke Akutagawa’nın kısa hikayesinden uyarlanan filmi usta yönetmen Akira Kurosawa yönetmiş. Yönetmeni batıya tanıtan filmin bazı yeniden çevrimleri yapılmış ve filmimiz birçok filmi etkilemiştir örneğin Olağan Şüpheliler filminde nesnel gerçeklikle uyuşmayan geri dönüşler. Ayrıca film kısaca ‘görgü tanıklarının güvenilmezliği’ diyebileceğimiz olguya ‘Raşomon etkisi’ adını vererek literatüre girmiştir.
Rashomon, 1951’de uluslararası ilk gösteriminin yapıldığı Venedik Film Festivalinde Altın Aslan ödülünü aldı. Aynı festivalde Kurosawa’ya ‘İtalyan Film Eleştirmenleri Ödülü’ de verildi. En iyi film dalında Bafta ve ‘en iyi sanat yönetimi ve dekor’ dalında Oscar’a aday gösterilen Raşomon 1952 yılında Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisinin onursal ödülüyle ödüllendirildi. Japonya’da 1953’ten önce üretilmiş her film gibi kamu malı oldu.
Rashōmon, kelime anlamı olarak Japoncada kale kapısı, hisar kapısı (veya şehir kapısı) anlamına gelmektedir.
Filmde biri oduncu, diğeri avam, sonuncusu da Budist rahibi olan üç üzgün görünüşlü adam bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan kaçarak bu ‘şehir kapısı’nın altına sığınırlar ve burada cinayet ve ırza geçme suçundan yargılanan namlı bir haydut hakkında konuşmaya başlarlar ve olaylar geriye dönüşlerle anlatılır. Yağmurdan kaçan oduncu ve rahibin sığındıkları kapı altında, haydutun yargılanmasını aktarmaları flashbackle verilirken, yargılama sırasında haydutun, samurayın karısının ve bir medyum aracılığıyla olanları aktaran samurayın ruhunun anlattıkları da tekrar flashbacklerle verilir. Yani burada flashback içinde flashback vardır.
12. yüzyıl Japonyasında karısıyla birlikte ormandan geçmekte olan bir samuray, bir haydutun saldırısına uğrar ve öldürülür, karısı ise tecavüze uğrar. Haydut yakalanır ancak onun ifadesi ile kadınınki taban tabana zıttır. Olayı çözmesi için devreye giren bir medyumun vasıtasıyla ölen samuray da yine tamamen farklı bir hikâye anlatır. Cesedi bulan oduncunun ifadesi ise hiçbirisininkine uymaz. Aynı suçun dört çelişkili ama bir o kadar da inandırıcı olarak anlatıldığı, yani herkesin ‘gerçeği’nin farklı olduğu bu olayda kim doğruyu söylemektedir?
Anlatılan hikâyeler daha ziyade inanç, güvenilebilirlik, kelimelerin doğası ve insanların öz korumacılığı hakkında tartışmamız için bizi teşvik ediyor ve insanların kendilerini korumak adına ne kadar ileri gidebileceklerinin genel bir çerçevesini sunuyor. Bu noktadan hareketle, insanların tüm akıl yürütmeleri ve gerekçelendirmelerinin bireyci olmaya mahkum olduğu anlaşılıyor. Rashomon’un altını çizdiği de insanların bu öz-merkezci düşünüşleri olarak ön plana çıkıyor. Hepimizin, aynı olayı farklı kişilerden çok farklı şekilde dinlediği defalarca kez vaki olmuştur. Peki ya biz öz korumacı mıyız?
Film kameraları takdire şayan bir şekilde gerçekçidir ve yönlendirildikleri her şeyi sadakatle kaydederler ve böylece gördüklerimize inanabileceğimizi düşünürüz. Rashomon’un mesajı gördüğümüzü sandığımız şeylerden bile şüphe etmektir.
“Duyduklarının hiçbirine inanma, gördüklerinin ise sadece yarısına inan.” (Edgar Allan Poe)
Raşomon; ahlaki ikilik
Raşomon; güvensizlik
Raşomon; şüphe
Raşomon; çelişki
Albert Camus: “Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futboldan öğrendim; çünkü top hiçbir zaman beklediğiniz yerden gelmez.”
Son söz yine usta yönetmen Kurosawa’nın olsun:
“İnsanlar kendileri hakkında dürüst olamazlar. Kendilerinden bahsederken süslemeden, ekleme yapmadan duramazlar.”
Kaynaklar: Vikipedi, Film Hafızası, Roger Ebert